Ana Sayfa - Main » Sağlık









2 Şubat 2008  | Yazan - Author: Cinnamon  | Okuma - Hits: 223  |  Kategori - Category: Sağlık 

Anksiyete (bunaltı), hemen hemen her insan tarafından yaşanan bir duygudur.
Asıl amacı, yaşamın sürdürülmesi ve uyum davranışının gelişimini sağlamaktır. Ancak bir yere kadar sağlıklı olan bu duygunun yaşanması, bir noktadan sonra kişinin yaşamını ve diğer insanlarla olan ilişkilerini olumsuz olarak etkilemeye başlar. Bunaltı duygusu, olaylara içerdikleri tehlikelerle orantısız, uygunsuz ve abartılmış yanıtlar verilmesine neden olur.

Bunaltı, çeşitli bedensel ve ruhsal belirtilerle kendini gösterir. Başlıca bedensel belirtiler arasında çarpıntı, kalp hızında artma, tansiyon yükselmesi veya düşmesi, yüz kızarması, nefes darlığı, yorgunluk hissi ve çabuk yorulma, titreme, karın ağrısı, bulantı-kusma, ağız kuruluğu, sık idrara çıkma, terleme ve ateş basması sayılabilir. Sıklıkla gözlenen ruhsal belirtiler ise, kontrolünü yitirme, aklını yitirme ve ölüm korkusudur. Tüm bu belirtiler, kişide endişe, dehşet, tedirginlik, gerginlik, sinirlilik ve çaresizlik gibi duyguların yaşanmasına neden olur.

Bunaltı, kalıtımsal, biyokimyasal, çevresel, kişisel etmenlerle ortaya çıkabildiği gibi,
çeşitli hastalıklar ve kullanılan bazı ilaçlara bağlı olarak da oluşabilir.

Bunaltı en sık gözlenen ruhsal belirtilerdendir. Fobiler, panik bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk gibi çeşitli tipleri mevcuttur. Bunların arasında en sık karşılaşılanı fobiler, yani korkulardır.

Fobi, gerçekte tehlikeli olmayan bir nesne, etkinlik veya durumdan dolayı kişide sıkıntı yaratan ve mantıksız olan bir korku duyulması durumudur. Kişiler, kedi, köpek, böcek gibi hayvanlardan kan görmekten, yaralanma veya sakatlanmadan, doktor veya diş hekiminden, kapalı yerlerde kalmaktan, yükseklikten veya uçağa binmekten aşırı derecede korkabilirler. Bu tür durumlar, özgül fobi, yani belli bir nedeni olan aşırı korku olarak adlandırılır.

Kişinin, sosyal ortamlarda veya beceri gerektiren etkinliklerin yapılması söz konusu olduğunda, utanç duyacağı durumlara düşecek davranışlar yapabileceği korkusuyla bu tür ortamlara girmekten çekinmesi ise, sosyal fobi olarak adlandırılır. Kişiler az tanıdıkları insanların önünde konuşmaktan, yemek yemekten, toplantılarda söz almaktan kaçınmaya başlarlar.

Panik atak; aniden başlayan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleridir. Hastalarımızın çoğu zaman 'kriz' adını verdiği bu nöbetlere biz PANİK ATAĞI diyoruz. 

Yorumlar - Comments (0)    indir - Download    Yayıncı Ol Kazan Reklam Ver Kazan
2 Şubat 2008  | Yazan - Author: Cinnamon  | Okuma - Hits: 340  |  Kategori - Category: Sağlık 

ALKOLİZM, AŞIRI ALKOL KULLANIMI.



TANIMLAMA:
Genellikle alkolizmin tanımı tanımlayan kişiye göre değişir. En basit anlamda ve en eski tanımı, kronik ve aşırı alkol alınmasıyla oluşan hastalıktır. Bağımlılığın farmakolojik ve psikolojik tanımı, gittikçe artan dozlarda alkol alma isteğidir. Ancak bu tanım da çok yeterli değildir, çünkü alkolizm diğer bağımlılıklara pek benzememektedir. Afyon bağımlıları, gittikçe artan dozlarda ve sonunda öldürücü miktarda madde ihtiyacı duyarlar, ancak alkoliklerin ihtiyaç duyduğu alkol miktarı tek seferde öldürücü olmamaktadır.Alkolizmi tanımlamak için en belirgin sinyal kişinin davranış şeklidir. Modern tıp; alkolizmi sebebi bilinmeyen, belirgin anatomik işaretleri olmayan ve alkol bağımlılığıyla ortaya çıkan bir hastalık olarak tanımlar. Ayrıca, hem psikolojik hem de fiziksel tıp, alkolizmin bir başka hastalığın, çoğunlukla da psikolojik bir bozukluğun, semptomu olabileceğini söylemektedirler. Bu anlamda, alkolizm, kronik, ilerleyen bir hastalıktır ya da psikolojik veya fiziksel bir başka hastalığın belirtisidir.

BELİRTİ VE BULGULAR :
• Şunu unutmamak gerekir ki, alkolizm davranışsal bir bozukluktur ve sürekli ve artan miktarlarda alınan alkole bağlı problemlerin gelişmesi anlamına gelir.

•Bir alkolik, tüm kötü sonuçlarına rağmen sürekli alkol içmeye devam eder ve bir süre sonra alkol alımını sınırlayamaz bir hale gelir.

•Alkolikler genellikle, alkol içen kişilerle arkadaşlık eder, hatta eşlerini bile onların arasından seçebilir.

•Alkolik bir insan, içmek için her zaman bir sebep bulur. Bu mutluluk, mutsuzluk, gerginlik, üzüntü, neşesizlik olabilir. Ayrıca, içmek için her zaman fırsat yaratırlar, maç, av, parti, doğum günü, düğün, sünnet vb.

•Alkolizmin ilerledikçe, alkolik kişilerin sorunları da artmaktadır. Örneğin, yalnız içmeye başlarlar, çevrelerinden saklayarak gizli içerler, şişeleri saklarlar. Bütün bu davranışların sebebi alkolik olduklarını çevrelerinden saklama arzusu duymalarıdır. 

Yorumlar - Comments (0)    indir - Download    Yayıncı Ol Kazan Reklam Ver Kazan
2 Şubat 2008  | Yazan - Author: Cinnamon  | Okuma - Hits: 358  |  Kategori - Category: Sağlık 

Dişlerimizin yapısı ve çeşitleri hakkında detaylı bilgiler;
Mine:
Vücudumuzdaki en sert maddedir.Dişi en dışından koruyucu bir katman olarak sarar. Duyarlı değildir, çünkü içinde sinir hücreleri yoktur. % 97'si kalsiyum tuzlarından oluşur.Minenin yapısına giren kalsiyum tuzları, organik diş maketi üzerinde yavaş yavaş çökelerek birikir ve kristalleşir.Bu birikme, anne rahminde başlar. Anne, gebelik süresince bazı ilaçlar alırsa veya çocuk mine teşekkülü sırasında bir hastalık geçirirse mine birikimi aksaklığa uğrayabilir.O zaman dişler sarı, gri veya kahverengi olur. Bazen de eksik (hipoplazik) teşekkül eder.

Dentin:
Minenin altındaki tabakadır. yetişkin bir insan dişinin %75'ini oluşturur. Kemikle aynı yoğunluğa sahip olmasına rağmen ısıya ve dokunmaya duyarlıdır.
Gerektiğinde içerdiği tamir hücreleri ile yeniden dentin dokusu oluşturabilirler. Dişin asıl kitlesini dentin (fildişi) tabakası oluşturur.
Dentin adını verdiğimiz oluşum , taç kısmında(dişin ağızda görünen kısmı) mine; kök kısmında da sement ile örtülüdür.
Dentin canlı bir yapıdır ve % 70?i mineral tuzları; % 20si organik madde ve % 10?u da sudan oluşur. Dentinde çok sayıda kanalcık içerir. Bu kanalcıkların içi diş özü sınırındaki dentin yapıcı hücrelerin uzantıları olan iplikçiklerle doludur. Dentin yapan hücrelere ?Odontoblast? denir. Dentin kanalcıklarının milimetrekarede sayıları 10.000?e. yaklaşır.
Diş, dolgu veya kaplama yapılmak için oyulur veya küçültülürse bu kanalcıklar açığa çıkar ve o zaman soğuk, sıcak, tatlı ve ekşiden ağrı duyulur.

Pulpa (Dişözü):
Dişin orta kısmına ve burada bulunan yumuşak dokuya verilen addır. Kökün ucuna kadar devam eder.
Dişin bu bölümünde; kan damarları yer alır ve bu damarlar sayesinde diş enfeksiyondan korunur ve daima aktif halde kalır. Aynı zamanda pulpada aşırı duyarlı sinir hücreleri bulunur ve bu hücreler sayesinde sıcak, soğuk ve basınç gibi duyular hissedilir.
Diş özü, dentin tarafından oluşturulan bir odacık içinde yerleşen kılcal atar ve toplar damarlarla , duyu sinirleri ve bütün bu yapıları koruyan bir destek dokusundan oluşur.
Diş özünün dış çevresi dentin yapıcı hücrelerle (odontoblast) kuşatılmıştır. Bu hücreler, çürük ve diğer zararlı etkenlere karşı, dişi korur. Her hangi bir nedenle oluşan çürüğe karşı dentin yapıcı hücreler yenik düşerlerse, diş özü açılır ve iltihaplanır.

Yorumlar - Comments (0)    indir - Download    Yayıncı Ol Kazan Reklam Ver Kazan
2 Şubat 2008  | Yazan - Author: Cinnamon  | Okuma - Hits: 226  |  Kategori - Category: Sağlık 

Tıbbi olarak Periodontal hastalıklar olarak adlandırılan dişeti hastalıkları;dişeti ve dişleri destekleyen diğer dokuları etkileyen iltihabi durumlardır.Periodontal hastalıklar iki aşamada kendini gösterir.
Gingivitis:
Dişler üzerinde, düzenli olarak biriken bir mikrop tabakası vardır. 'Dental plak' da denilen mikrop tabakasının dişler üzerinde birikmesine izin verilirse yani günlük fırçalama ve diş ipliği kullanımına önem verilmezse;bu tabaka içinde yaşayan bakteriler tarafından üretilen zararlı maddeler dişetlerinde iltihaba yol açar.
Dişeti hastalığının bu erken dönemine 'gingivitis' denir.

Belirtileri:
-özellikle diş fırçalarken dişetlerinin kanaması
-kırmızı bir görünüm,
-hacim olarak büyümüş, şiş dişetleri
Erken dönemde çok fazla rahatsızlık vermeyebilir ama,bu aşamadayken tedavi edilmelidir.Tedavi edilmezse hastalık ilerler.Bu aşamadan sonra periodontitis adını alır.Ne yazık ki bazen hiç belirti vermeden de ilerleyebilir.

Önlenmesi:
Kişinin kendisine düşen görevleri yapmasıyla ve düzenli aralıklarla diş hekimi kontrollerine gitmesiyle olay hiç oluşmayacaktır.
Dişimizin sağlığından biz sorumluyuz.Yediklerimizden sonra kalan artıkları ve oluşan dental plağı (bakteriyel diş plağı) günlük doğru fırçalama ve diş ipi kullanımıyla rahatlıkla temizleyebiliriz.
Biz bu özenli bakımla diş taşı ve tartar oluşumunu en aza indirgeyebiliriz.
Ama tamamen oratadan kaldıramayız.Düzenli diş hekimi kontrolleri de burada devreye girer.

Yorumlar - Comments (0)    indir - Download    Yayıncı Ol Kazan Reklam Ver Kazan
2 Şubat 2008  | Yazan - Author: Cinnamon  | Okuma - Hits: 254  |  Kategori - Category: Sağlık 

Günümüzde artık tıbbın her alanında olduğu gibi diş sağlığında da,koruyucu hekimlik ve erken tanı önem kazanmış durumdadır. Bu; bilginin daha kolay ulaşılabilirliği ve bireylerin bilinçlenmesiyle paralel bir gelişimdir. Avrupa ve Amerika gibi gelişmiş ülkelere baktığımızda onların çocukluklarından itibaren , hayatlarında sürekliliği olan bir diş hekimi olduğunu görürüz.Bu öyle bir aşamadadır ki, artık diş kayıtları diye bir olgu vardır.
Bizimki gibi ülkelerin vatandaşları için diş hekiminin sürekliliği eskiden bir lüks belirtisi iken bu da yavaş yavaş değişime uğramaktadır.Yılda en az iki kez diş hekimi kontrolünden geçmek bir lüks değil,zorunluluktur.

Bu kontroller sayesinde,bir diş yitirilmeden erken tanı yöntemleriyle müdahalesi yapılabilir.Özellikle diş çürüklerinin ,dişeti hastalıklarının önlenmesinde hekim kontrolü çok önemlidir.

Bunun yanında her gün yapmamız gereken bir ağız be diş bakımı olduğunu unutmamalıyız.Özellikle tatlı ve asitli gıdalar tükettikten sonra dişlerimizi fırçalamalıyız .Genel olarak günde iki kez fırçalamanın yeterli olduğu görüşü yaygındır.Ama bu bakımın da püf noktalarını iyi bilmeliyiz.


1-Diş Fırçalama Tekniği

Doğru Fırça seçimi:
En uygun fırçalar; naylon ve orta sertlikteki fırçalardır. Ağız içinde kolay hareket ettirilmesi ve arka dişlere kadar rahat ulaşabilmesi açısından fırçanın kafasının fazla büyük ve sapının çok düz olmaması tercih edilir. Diş fırçaları birkaç ayda bir, en geç altı ayda değiştirilmelidir. Gerektiğinde ara yüzlerin etkin olarak fırçalanmasını sağlamak üzere ara yüz fırçaları kullanılır.

Diş Macunu Seçimi:
Piyasada genelde kontrolsüz macun satışı yoktur.Sizin kokusundan rahatsızlık duymayacağınız bir macun, işinizi görecektir.Ama florürlü bir diş macunu kullanılarak, florürün diş çürüğünü önlemedeki rolünden yararlanılmalıdır.
Ama;içeriğinde fazla kullanımda diş minesine zarar verecek maddeler olan bir macun seçmemeye özen göstermelisiniz.Bunun için de satın alırken kutuyu okumalısınız.Diş parlatma tozları,dışardan gelen beyazlatma ürünleri de doktorunuza danışmanız gereken ürünlerdir.Abartılı kullanımı ne yazık ki diş sağlığınız açısından sakıncalıdır.

Yorumlar - Comments (0)    indir - Download    Yayıncı Ol Kazan Reklam Ver Kazan
2 Şubat 2008  | Yazan - Author: Cinnamon  | Okuma - Hits: 1800  |  Kategori - Category: Sağlık 

Mantarlar
Tıpkı küf mantarları gibi ,vücut mantarları da nemli, havasız ve temiz olmayan ortamları severler. Bu tür yerlerde gelişip üreyebilirler. Ama bu üreme, hızlı ve yayılıcıdır. Özellikle pişik ve tahriş olmuş bölgeleri severler. Çok azimkardırlar bir başladı mı hızlı bir şekilde vücuda yayılmak için ellerinde geleni yaparlar.
Kesinlikle Bulaşıcıdır:
Bulaşım son derce kolaydır.Özellikle toplu yaşanan mekanlarda hızla yeni vücutlara geçiş yapar ve oralarda da hızla ürerler.Yatılı okullar,yurtlar,spor salonları,hamamlar ,saunalar,havuzlar,plajlar,abdesthaneler en sevdikleri ortamlardır.

Nasıl korunabiliriz:
Başkasının özel eşyalarını kullanmayınız her ne olursa.Terlik,havlu,çorap, ayakkabı, giysi,saç fırçası,tırnak makası

Mantar enfeksiyonu çeşitleri:

Ayak mantarı(atlet ayağı):
En sık rastlananıdır.Bu kadar sık rastlanmasına rağmen pek önemsenmez.
Belirtileri:
-Parmaklar arasında pişik benzeri bir görüntü,
-sulanma,(özellikle 4. ve 5. parmak arası)
-kaşıntı ve yanma,
-kızarıklık
-kötü koku
Hızla ayağın üst yüzeyine doğru ilerler. Kaşınma yoluyla deride yaralar ve sıyrıklar açılması diğer mikroplar için de iyi bir giriş kapısı oluşturur. Bu duruma kinci bir mikrobik hastalık da eklenebilir. Ülkemizde ''Yılancık'' adı verilen mikrobik hastalığın en sık, ayaklar ve bacaklarda görülme nedeni de tedavi edilmeyen mantar hastalıklarıdır. Bunların da dışında, bazen bu mantar hastalıklarına karşı bazı alerjik reaksiyonlar gelişerek başka türden sorunlara yol açabilir. Şekilleri bozulur. Hastalıklı ayakların tırnakları kalınlaşır .Ayak tabanının derisi de kalınlaşır ve pul pul olur.

Nedenleri:
-Sıkı ve hava almayan pabuçlar
-sıkı ve sık değişmeyen çoraplar,
-terli ayak
-yüzme,banyo ve egzersiz sonrası ayakların kurulanmaması,
-çıplak ayakla dolaşmak
-Ayakları temiz tutmamak
-mantarlı kişiye ait çorap,ayakkabı ve terlik kullanımı ayakta mantar enfeksiyonuna neden olabilir.


Yorumlar - Comments (1)    indir - Download    Yayıncı Ol Kazan Reklam Ver Kazan
1 Şubat 2008  | Yazan - Author: Cinnamon  | Okuma - Hits: 1200  |  Kategori - Category: Sağlık 

Deri nedir?
Vücudumuzun en büyük organı olan deri; dokunma organıdır. Kişi dokunmayla; basınç, sıcak, soğuk ve acıyı algılar.Dokunmayla eş seçer. Altderide bulunan sinir uçlarına bağlı duyu cisimciklerinin kimi dokunmayı, kimi basıncı, kimi sıcağı, kimi soğuğu, kimi acıyı alır.
Geniş yüzeyi ve büyük duyarlığıyla deri vücudumuzun dış etkilerden korunmasını sağlar. Bu nedenle derinin bakımı ve korunması insanlar için büyük önem taşır.Onu koruyabilmek için biraz daha yakından tanıyalım.
Dokunma duyusu organı olan deri vücudun üstünü kaplar. Derinin üstünde kıllar ve gözenek adı verilen çok küçük delikler bulunur.

Derimiz,bedenimizin doğal deliklerinin içinde (solunum ,sindirim,cinsel organ girişlerinde) özelleşmiş nemli yapısıyla mukoza adını alır.

Derimiz esas olarak 3 bölümden oluşur.
-Epidermis
-Dermis
-Subkutan doku

Epidermis:
En üst tabakadır.Üst ve alt olarak bunun da kendi içinde 2 ye ayrıldığını söyleyebiliriz.Kalınlığı, 1 mm nin onda biri kadardır.Derinin koruyucu fonksiyonunda önemli rol oynar.Dış ortamla direkt ilişkilidir.Protein yapıda olan keratin maddesi bu tabakada sentezlenir ve deriye dayanıklılık verir. Derimize rengini veren melanin sentezi de epidermisin malpigi denen canlı kısmında gerçekleşir.Yapısında keratin bulunan saç ve tırnaklar gibi epidermisin üst kısmı da cansızdır.Dış etkenlerin etkisiyle ölü hücreler aşınıp döküldükçe alttan yeri doldurulur.Eğer epidermisin üstü canlı hücrelerle kaplı olsaydı çok acı çekerdik.Keselenmek denilen türk geleneği esnasında bu cansız bölümdeki ölü hücreler temizlenir.

Dermis:
Epidermisin altında bulunur.Bu tabakanın temel maddesi yine bir protein olan kollajendir.Deriye dayanıklılık kazandırır.Dermis esnek ve direçlidir.Dermis, ter ve yağ bezleri, kıl kökleri, sinir uçları, deriyi besleyen kılcal kan damarlarını içerir..

Supkutan:
Altderinin altında derialtı dokusu denilen yağlı bir tabaka yer alır. Bu tabaka derinin kaslar ve kemikler üstünde kalmasını sağlar.

Kıllar:
Kıl'ın gövdesi cansız, fakat kökü canlıdır. Kıl günde ortalama 0,2 mm kadar uzar. Kan dolaşımı arttıkça kılın büyümesi de hızlanır. Kötü beslenme ve kötü kan dolaşımı kılların dökülmesine yol açar. Bazı hastalıklar da kılların dökülmesine sebep olur (kellik, saçkıran vb.) Her kılın dibinde bir irkilme kası vardır. Soğuk ve korku gibi etkiler bu kasın kasılmasına ve kılın dikleşmesine sebep olur. Kılların dibinde bulunan salkım biçimindeki bir yağ bezi durmadan yağlı bir sıvı salgılar. Bu yağ deriyi ve kılları yağlayarak sudan korur.


Yorumlar - Comments (0)    indir - Download    Yayıncı Ol Kazan Reklam Ver Kazan
1 Şubat 2008  | Yazan - Author: Cinnamon  | Okuma - Hits: 255  |  Kategori - Category: Sağlık 

Ecstasy

Ecstasy, kimyasal adıyla MDMA (3, 4-metilendioksimetamfetamin), ağızdan alınan bir haptır. Haplar değişik şekil ve markalarda mevcuttur. Bazı durumlarda MDMA toz halinde satılmaktadır. Hap şeklindedir ama asla yasal kullanımı yoktur, dolayısıyla denetim altında değildir. Genel bir kullanıcının bir "doz" içerisinde hangi maddeleri bulunduğunu bilmesi bu sebeple imkansızdır.

BULUNABİLİRLİLİK & KULLANIM
Özellikle gece kulübü ve elektronik müzik organizasyonlarında popüler olan Ecstasy tabletleri bulunabilirliği mümkündür. Tipik bir doz olarak 100-125 mg dört ila altı saat etkisini gösterir.

Yorumlar - Comments (1)    indir - Download    Yayıncı Ol Kazan Reklam Ver Kazan